At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Ayda Bir

18 Mart 2013 / 14:39   |   1630 Okundu   YAZDIR

Sevgili Yarış Dünyası, liderform.com.tr okurları ve atçı kardeşlerim,
Yıllardan beri her hafta beraberdik. Hayatın şartları ve olayların gelişimi pek tabii çalışma hayatımızı hatta yaşamımızı etkiler. Bazen sağlığınız, bazen yaşınız, bazen de ortaya çıkan yeni şartlar… Önemli kararlar almanıza neden olabilir. Mesela bir zamanlar 71 atlık bir ekürüyi yönetebiliyordum. Sabahın saat: 05.00’inde idman yerinde olmak kolay değilmiş meğer şimdi sadece İlyas Çokay Haralarında yetiştiricilik yapıyorum. Evet, bazı hobilerinizi sonuna kadar devam ettirmeye yaşınız bazen de sağlığınız elvermeyebilir. O zaman daha kolay yapabileceğiniz görevler üstlenirsiniz. Her gün mimarlık büromda idim, her gün şirkette idim, şimdi 15 günde bir yönetim kurulu toplantılarına katılabiliyorum. Londra’ya gidip gelmek, uçakta 3,5 saat kalmak bir zamanlar en sevdiğim şeydi. Bir bardak şampanya veya viski bir iki meze kabilinden şeyler ve eşimle veya seyahat arkadaşımla muhabbet etmeye yetmezdi uçuş zamanı. Şimdi bir şeyler okuyarak veya film seyrederek zor doldurabiliyorum 3,5 bazen 4 saati. Hele hele trafik yoğunluğu nedeniyle Londra üzerinde bir saat bazen bir saat on beş dakika daireler çizmek zorunluluğu bir hayli canımı sıkabiliyor.
Çok küçük yaşlarımda atı tanıdım ve bir binek atım oldu. İkinci dünya harbi 1945 yılında Japonya’nın Amerika’ya teslim olmasıyla bitmişti. Akabinde “Marshall Yardımı” diye bir olay vardır ki ülkenin dününü hatırlatması bakımından önemlidir. Marshall bir Amerikan generalinin adıdır. Onun ismini taşıyan Marshall Planı 2.Dünya Savaşı sonrası 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir ki aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke bu plandan ve getirilerinden istifade etmiş ve önemli ölçüde ekonomisini düzeltmiştir.
1948 yılından 1951 yılına kadar devam eden bu yardımlardan mesela komşumuz Yunanistan 400 milyon dolara yakın, İtalya 1 milyar 200, Almanya 2 milyar 300, İngiltere yaklaşık 3 milyar 300 milyon dolar civarında kümülatif yardım almıştı. Türkiye ise toplam 137 milyon dolar almıştı ama bu bizim için o kadar yüksek bir meblağ idi ki o zamana kadar alıştığımız rakamlardan değildi. İnanılmaz bir şeydi. Tabii bu nakit para değil plan program dahilinde gıda, makine vs. yardımların tamamıydı.
Marshall Planı Yardımı ile Türkiye’ye büyük ölçüde Askeri Yardım, Yol Yapım Makineleri, Ziraat Makine ve Donanımı ve Islah edilmiş Buğday vs. Tohum gelmişti. Aralarında gemiler dolusu süt tozu, donmuş hindi gibi gıda maddeleri gönderilmişti ki fakiri bol ülke insanı için bulunmaz nimetlerdi.
Bu arada şimdi bir çok ekonomi yazarının dikkatinden kaçan 3 cinse ait canlı hayvan sürüleriydi.
İkinci Dünya Savaşında Amerikan Ordusu tarafından kullanılmış binlerce At, Katır ve Eşek gemilerle Türkiye’ye gönderilmişti. O günkü Türkiye imkanlarında devletin bu hayvanlara bakacak bir teşkilatı hatta bu gibi işlere ayrılmış bir tahsisatı yoktu. Ne koyacak boş yeri ne de onları besleyecek arpası, yulafı, otu, samanı… Akla ilk gelen SATMAK oldu. Acele müzayedeler tertip edildi ve bu hayvanlar açık arttırma ile çiftçilere, faytonculara, bostan beygiri ihtiyaçlılara satıldı. Bu arada rahmetli babam da bu satışlardan 4 tane at almıştı. Dört kardeşe 4 binek atı. O zamana kadar ne gördüğümüz ne de bindiğimiz atlara benzemiyorlardı. İri yarı, cüsseli, kemikli atlardı. Uzun yolculuktan ve bakımsızlıktan zayıf kalmışlardı. İstanbul’dan Çatalca’ya kadar yürümüşlerdi. İki üç ay geçmeden atların tüyleri değişmeye başladı. Tatillerde bunlara binerdik. İsimlerini hiç unutmam. Çakal, Konyalı, Elmacıksız ve Amerikalı. Çakal rahmetli büyük ağabeyim Hüseyin’e aitti. Üstünde 9 ve 12 numaralı iki çiftesiyle sabahın erken saatlerinde ava çıkardı. Avladıklarını civarın fakirlerine dağıtırdı çünkü rahmetli annem av etini mutfağa sokmazdı.
Marshall Yardımı sonucunda Türkiye’nin kazancı oldu mu olmadı mı sorusunun cevabını ekonomi tarihçileri daha iyi vereceklerdir. Yaşadığım o günlerden intibalarım şunlar: Türkiye ziraat ülkesiydi ama ıslah çalışmaları yok denecek kadar kifayetsizdi. Marshaal Planı ile “Tohum Islahı” nı öğrendi. Türkiye “Süt Tozu” ve “Donmuş Gıda” yı gördü. “Kara Yolu” mucizesi ile tanıştı. “Çift Yol” gerçeğini ve “Trafik Çizgisi”ni belledi. Traktör sayısı yüzlerce misli arttı. Beş yıl içinde ihtiyacının dört misli tahıl üretir hale geldi. İlk zenginleşen Adana çiftçisi oldu. Pamuk fiyatları bir gecede 11 Kuruş’tan 72 Kuruş’a çıkarıldı ve Turan Bar’ın önünde traktör toslatmak moda oldu ki bizzat gördüm. 1950 de Ak Bank Sirkecide faaliyete geçerken Marshall cesareti ve getirdiği vizyon etkili olmuştur. Marshall Yardımı insanımızın gözünü açtı, Demokrat Parti İktidarının yolu açıldı, memleket demokrasiye kavuştu. Atatürk’ün resimleri yeniden banknotlara döndü. Kalkınmamızın startı verildi. En önemlisi vizyonumuz genişledi. İhtilaller olmasaydı dünya refahında ilk beşteydik.
Sevgili okuyucularım ve atçı kardeşlerim,

Çok küçük yaşlarımda Veliefendi’yi gördüm, hayatımın baharında “At Sahibi” , “Hara Sahibi” oldum. Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği “TYAYSD” nin Genel Sekreteri ve Başkanı olarak 20 yıldan fazla, At Sahipleri Sendikası Kurucu Başkanı olarak 17 yıl, Yüksek Komiserler Kurulu Üyesi olarak 16 yıl, Binicilik Federasyonu Başkanı olarak 8 yıl Türk Atçılık dünyasının merkezinde oldum. Dünya atçılığının kabesi Amerika KENTUCKY EYALETİ Fahri hemşehrisi ve KENTUCKY COLONEL BERAT’larına layık görüldüm. Allah’a şükür şimdi de 12 yıldır Bağımsız At Sahipleri Derneği “BASD” Kurucu Başkanlığını deruhte ediyorum. Kısaca ömrüm bu büyük camianın içinde geçti.
Küçücük bir azınlığın koca bir camiayı ezdiğini ve otoritenin nasıl aldatıldığını gördüm, görüyorum. Rahmetli Nimet Üyken’in Derbi’sinde ve Sayın Kemal Akyer’ in Koşu Dünyası ve bir çok atçılıkla ilgili mecmualarında , tayfununal.com , ilyascokay.com’da yazdım, konferanslar verdim. Bana bu imkanı verenlere ve Yarış Dünyası kurucusu Kemal Bey’e, Osman ve Şener kardeşlerime, tayfununal.com sahibi Tayfun Bey’e ve ilyascokay.com yöneticilerine ve BASD Genel Sekreteri Nilay KARADAĞ’a ve beni takip eden okuyucularıma ve atçı kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Sevgili Yarış Dünyası okurları ve atçı kardeşlerim,
İzin verirseniz biraz dinlenmek istiyorum. Bundan sonra her ayın ilk haftasında AYDA BİR başlığıyla sizlerle olacağım.
Ancak tayfununal.com ve ilyascokay.com ’da kısacık yazı ve mesajlarımı bulacaksınız. Sizlerden ve yarışçılık camiasından kopmayacağım.

Türk Yarışçılığının Paramutüel / Müşterek Bahis kısmının ÖZELLEŞTİRİLMESİ ve Yönetiminin İngiltere ve diğer ileri atçılık ülkelerinde olduğu gibi AT SAHİPLERİ ve YETİŞTİRİCİLERE verilmesi hususunda başlattığım mücadeleye devam edeceğim.

Beni icokay@superonline.com’dan ve 0532 3508702’den arayabilirsiniz.

Saygı ve sevgilerimle, Allahaısmarladık…

Benzer Haberler
“Ayda Bir” için 3 Yorum
  1.   İsim Soyisim : Ethem Hiçsönmezler 18-03-2013

    Sayın İlyas Çokay Beyefendi,
    Yazılarınızı büyük bir keyifle okuyordum.Engin tecrübeniz ve bilginizden her zaman faydalandım.
    Sizinle tanışmadık yaşcada benden çok büyüksünüz.Ama yazılarınızdaki samimiyet ve zerafet beni size yakın kıldı.
    Sanki her hafta bi yakınım bir abim ile mektuplaşmak gibiydi sizi okumak.
    Size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
    Olsun.Sağlık,sıhhât ve afiyette olun biz sizi ayda bir de olsa sabreder bekleriz efendim.

    Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz
  2.   İsim Soyisim : ahmet cavcav 18-03-2013

    İlyas bey bu mektubun beni gerçekten duygulandırdı.Sizin hiç bir zaman yaşlanmıyacağınızı hep düşünmüşidim ve de bu fikrim hiç değişmeyecek.Bu camia yı sizinle tanıdım ve sevdim.Lütfen bizi yalnız bırakmayınız.Bu ayda biri bir daha düşünün.Sizi seviyor ve dua ediyorum.
    Saygılarımla
    Ahmet CAVCAV

    Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz
  3.   İsim Soyisim : Burak Üçer 18-03-2013

    Merhaba İlyas Bey,

    Bildiğiniz gibi şu anda Bosna Hersek’de bir iş seyahatindeyim.

    Acaba bu hafta İlyas Bey hangi konuda yazmış bir göz atayım dedim ve Liderform sitesine girdim.Her ne kadar ben ve iş ortağım ve yeni başladığım atçılık maceramdaki yol arkadaşım Murat sizinle sık sık biraraya gelip sohbet ederek, atçılık ile ilgili her konuda engin tecrubenizden faydalanma şansı bulabiliyor olsak bile, bundan böyle her hafta yerine haftada bir yazma kararınızı duygulanarak okudum.

    Yine Bosna Hersek’i ilk ziyaretim sırasında Vlasic Dağı’nda 2800 m. rakımda tanıştığım eski Yugoslavya’nın çok ünlü, tüm eski Yugoslavya halkları tarafından çok sevilen ve sayılan bir sosyal içerikli TV programcısın ‘’ Evlat bir şarap’ın iyi olup olmadığını anlamak için tüm mahzeni içmeye gerek yok, bir yudum almak yeter’’ sözü aklıma geldi.

    Bizde sizi ilk atımı alırken tanıştığımız o ilk günden beri çok şanslı hissettik ve sevdik.İçtenliğiniz, samimiyetiniz, sadece atçılık ile ilgili değil, hemen hemen her konuda paylaşmaya hazır olduğunuz tecrübeniz, bilgi dağarcığınız, bazen sohbet sırasında ve aynı zamanda yazılarınızda beni hayrete düşüren mevzubahis konuyla ilgili birden bire aklınıza gelip de anlattığınız yaşanmış hikayeler sizinle sohbet etmeyi, yazılarıızı okumayı çok keyifli ve değerli kılıyor.

    Biz ayda birde olsa size izlemeye ve okumaya büyük bir zevkle devam edeceğiz, zira mutlaka kulağımıza küpe edecek kıssadan hisse bir şeyler çıkacağını biliyoruz.

    Derin Saygı ve Sevgilerimle,

    Burak Üçer

    Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz

Yorum yapın