At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Başarının sırrı eğitimden geçer

20 Mart 2014 / 10:52   |   2745 Okundu   YAZDIR
Başarının sırrı eğitimden geçer

Ahmet Tuğ: Değerli hocam, kendinizden ve yaşam öykünüzden bahseder misiniz?
Muzaffer Kılıçseren : 1959 yılında Adana’da doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi Adana’da tamamladım. Rahmetli babam İlhami Kılıçseren uzun yıllar boyunca Türk atçılığı içerisinde bulundu. Atlarımız vardı. Ağabeyim Ahmet Kılıçseren at sahibiydi. 1976-1977 yılları arası benim okul yıllarımdı. Bu süre içerisinde atları yarışlara iştirak ederdi. Atlarımız Adana’da koştukları zaman sürekli olarak atlarımızın yanına Yeşiloba Hipodromu’na giderdim. Adana yarışları bittiği zaman yaz sezonlarında atlarımız Ankara ve İstanbul’a gidince babam rahmetli İlhami Kılıçseren beni de götürürdü. Atlarımızın antrenörleri rahmetli Şakir Uçar, bugün sahalarımızda yaşayan efsane Antrenör Satılmış Gökdemir ve (iliksiz) Burhan Kırmacı idi. Atlarımız o yıllarda çok başarılıydı. Kazandığımız yarışlardaki kupa sevincini ekip olarak yaşamaktaydık. SÜREYYA, ARAF, SEYİTHAN o yılların popüler safkanlarıydılar. Atlarımıza o yılların başarılı jokeyleri Saim Harmanbaşı, Cafer Güven, Rasim Tetik, Tekin Kolcuoğlu; Adana, İstanbul, Ankara’da Kadir Altınöz, Süleyman Akdı, Kazım Yıldız, Ahmet Atçı, Aykut Arıcı, Davut Akdı binerlerdi. O yıllarda yarış ikramiyeleri yok denecek kadar azdı. Atçılığımız için imkanlar oldukça zordu. Ancak atçılarımız arasında birlik, beraberlik vardı.
1992 yılında Sultansuyu Harasından SEVENLER isimli bir tay aldım. At sahibi belgem olmadığı için ağabeyimin at sahibi belgesi olduğundan dolayı onun adına koşuyordu. Beş yıl bu safkanla uğraştım. 1997 yılında TJK tarafından açılan antrenörlük sınavına girip lisans aldım. At Sahibi ve Yetiştirici M.Cihat Gürüz Ekürisinin safkanlarını yarışlara hazırlayarak meslek hayatım başladı. İlerleyen yıllarda at sahiplerinden Mustafa Tumbul, Celal Tumbul, Süleyman Şimşek, Şıhıs Şimşek, rahmetli Abuzar Şimşek, İzzet Şimşek, Mustafa Şimşek, Ziya Şimşek, Sabri Şimşek, Kenan Özdemir, M.Ayça Göker, Alican Dağtekin, Ü.Sinan Akyüz, Hasan Akyüz, Gökhan Bulut, Erkan Canlı ile çalıştım. Halen bu çalışmalarım devam ediyor. Bugüne dek 450’den fazla yarış kazanma başarısı gösterdik.

Ahmet Tuğ:Bugüne kadar birçok başarı elde ettiniz. Başarınızın sırrı nedir?
Muzaffer Kılıçseren : Başarımın alt yapısında aldığım eğitimler vardır. Çocukluk yıllarımda kendimi atçılığın içerisinde buldum. Geçmiş yılların deneyimli antrenörlerinin yanında aldığım temel bilgiler beni bugünlere taşıdı diyebilirim. Atçılık bir ekip işidir. At sahibi kendi görevini bilecek, seyis kendi sorumluluğunu bilip ona göre atına bakacak. İdman jokeyi çalışmasını bilecek. Jokey, nalbant vs. tamamlayıcı olursa başarı kendiliğinden gelir. Fatih Terim, teyzemin oğludur. Eğer ki Fatih Terim bir dünya starı olmuşsa bu tesadüf değildir. Adana’da amatör kulüplerde top koşturduktan sonra Adana Demirspor’da futbol oynadı. Hiç unutmam. Çok önemli bir maçta atması gereken bir penaltıyı kaçırdı ve uzun süre daha hüngür hüngür ağladı. Onu zor sakinleştirmişlerdi. Ancak o yılmadı, çalıştı. Zaman içerisinde Galatasaray’ın, milli takımın değişmez kaptanı oldu. Antrenör olarak Galatasaray’a yıllarca şampiyonluk yaşattı.
Çalıştığım at sahipleri, antrenörler sağ olsunlar bana güveniyorlar. Kendi sorumluluklarını biliyorlar. Ekibim ile çalışıyorum. Bu çalışma tempomuz 2014 ve ilerisi için de devam edecek.

Ahmet Tuğ:Peki sizce atçılığımızın dünü ve bugünü arasında hangi farklar var?
Muzaffer Kılıçseren : Eskiden atçılık zordu ancak güzeldi. Teknoloji gelişti. İmkanlar fazlalaştı. TJK tüm hipodromlara yeni at hastaneleri yapıyor. Modern cihazlarla donatarak ulaşımı kolaylaştırdı. Eskiden hipodromlar arasında atlarımız tren vagonlarıyla taşınırdı. Tren ile 4-5 günde gidilirdi. Ancak bugün at vanları kullanılıyor. Sabah hipodroma gidiyor ve aynı gün yarış koşuyor. Eskiden hipodrom sayısı azdı. Doğal olarak yarışlar da azdı. Atlarımız uzun süre koşmuyordu. Sakatlanma riski azdı. Şimdi atçılarımızın masrafları fazla olunca atlar fazla koşuyor. Yorgun pistlerde çabuk sakatlanıyorlar.Pistlerimizin bakımı zamanında yapılamıyor. 40 yıl önce ahır sıkıntısı vardı. Hala devam ediyor. Bugün haralarımızda yetiştirilen taylar satışlarda satılıyor. Bu tayları satın alan at sahipleri, hipodromlarda kendilerine ahır tahsis edilene kadar sorun yaşıyorlar. Taylarını özel haralara götürüyorlar. Oralardaki bakımlar yeterli olmuyor. Atlarımızın başarılı bir grafik yakalamamalarının nedenlerinden biri bundan kaynaklanıyor. Çocukluk yıllarımda Şanlıurfa, Elazığ, Diyarbakır’da yarışlar yapılmazdı. Bugün bu illerde yarışların yapılması harika bir olay. Yarış ikramiyelerinde büyük bir dengesizlik var. Buraya gelen safkanların bir çoğu sorunlu. Doğal olarak Adana, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa’da start alan safkanlara oranla daha masraflı oluyorlar. İstanbul ve Ankara’da seyislere verilen aylık ücret doğu illerimizdeki seyisler içinde aynı oluyor. Burada ikramiye az olunca seyislerin montları da az. Buralarda bir seyis iki, üç ata bakarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu belli başlı bir sorundur.
Özel haralarımızdan gelen taylarımız eğitilmeden sahalara geliyorlar. Yurt dışına gidip yarışlara iştirak edememelerinin en büyük nedeni budur. Yurt dışına gitmeyi bir kenara bırakın ülkemizdeki enternasyonal yarışlarda dahi başarı elde edemiyoruz. Hipodromlarda seyis kursları açıldı ancak beli zamanlarda eğitici seminerler de verilmeli. Bugün taylarımız işin ehli olmayan kişilerin elinde heba oluyor ve bunun faturası antrenörlere kesiliyor. At sahipleri yetiştirdikleri taylarını sahaya getirip teslim ediyorlar. Antrenörler imkanlarını zorlayarak çalıştırdıkları ekürinin taylarını 6 ay bakarak yarışlara hazırlıyorlar. Bir iki yarış koştukları zaman başarılı olamıyorlar. O zaman at sahibi ile yollarını hemen ayırıyorlar. Yapılan tüm emekler antrenörler için boşa gidiyor.

Ahmet Tuğ:Söyleşimizin sonunda yarış camiasına bir mesajınız var mı?
Muzaffer Kılıçseren : Atçılığı, işimi seviyorum. Sahadaki eski günleri, atçıları özlüyorum. Rahmetli olanlara rahmet diliyorum. Türk atçılığını bugünlere taşıyan TJK başkanlarımıza emeklerinden dolayı kutluyorum. Tüm at sahibi, antrenör kardeşlerime başarılar diliyorum. Atlarının ayakları düz bassın.

Benzer Haberler

Yorum yapın