At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Çin düşünürü Lao Tzu’dan bir ders

02 Haziran 2014 / 13:26   |   777 Okundu   YAZDIR
Çin düşünürü Lao Tzu’dan bir ders

Dante, “insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar” diyor.
Baktığınız zaman, bütün büyük projelerin hep büyük hayallerle başladığını görürsünüz. “Hayal kurmak”, insanı diğer tüm canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden biridir. Düşünebiliyor musunuz, hiç hayal kurmadan yaşamak ne keyfsiz bir iş olurdu.
Konuya atçılık ve at yarışçılığı özelinde baktığınızda da durum pek farklı değil elbette. Hayallerimiz olmasa, bu her yanı binbir zahmet dolu işle hangimiz uğraşırdık acaba!
Ancak ben, hayatta ne durup dururken çok büyük hayallere ve umutlara kapılmayı, ne de olur olmaz bir sebeple aşırı umutsuzluğa düşmeyi hiç doğru bulmayanlardanım.
Bir tarihte, rahmetli, sevgili ve değerli Aziz Nesin bir sohbetimizde bana şunları öğütlemişti. “Hayal kurmaktan korkma, ama hayallerine teslim olma. Onları yönetmeyi bil..! Kulağıma koca bir küpedir. Ancak yaşamım boyunca bunu ne kadar becerebildim bilmiyorum!
Gelelim LAO TZU’nun öyküsüne…
“Bir zamanlar köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu çok kıskanırmış. Ö kadar dillere destan beyaz bir atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. İnsan dostunu satar mı?” demiş.
Bir sabah kalkmış bakmış ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var ne de atın” demişler.
İhtiyar, “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece, at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan on beş gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki onlarca vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”
Köylüler bu defa ihtiyarla açıkça dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler.
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Sana bakacak başka kimse de yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler.
İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.
“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”
Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emri vermiş. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceği belliymiş.
Köylüler gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı çıktın” demişler, “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer…”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah bilir.”
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.”

Demir Karahan 

(27 Mayıs 2014 Salı günkü 1054 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır)

Benzer Haberler

Yorum yapın