At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Eğitim şart “Pistler”

25 Ağustos 2014 / 13:06   |   331 Okundu   YAZDIR
Eğitim şart “Pistler”

Geçen haftanın dikkatimi çeken haberlerinden birisi Amerika’da Keenland’da yapılan pist değişikliği ile ilgili tartışmalar idi. Hatırlanacağı gibi özellikle Amerika’da son dönemde pistler konusunda sentetik pistlerden klasik kum pistlere geçişin hızlanması ile yaşanan radikal değişiklikler endüstri tarafından medya üzerinden çok fazla gündemde tutulmuştur. Pist değişikliği konusu sadece Amerika ile sınırlı kalmamış, dünyanın bir dönem için en pahalı yarışlarının düzenlendiği Dubai’yi de etkilemiş ve önümüzdeki sene yapılacak olan DWC’ın “Tapate” pist yerine klasik kum pistte yapılacağı açıklanmıştı. Yıllardır “Poly-Track” ve sentetik kum pistleri savunan ve bu tür pistlerin sakatlık oranlarını azalttığı ve daha süratli ve kaliteli yarışların yapılabildiği öngörüsü ile klasik kum pistlerden vazgeçen ve bu gerekçeleri istatistiki rakamlarla da ortaya koyan dünyanın en önemli atçılık ülkesi Amerikan endüstrisinin bu radikal değişikliğe gitmesinin sebeplerinin iyice tartışılması ve anlaşılması sanırım bizim atçılığımız için kafa yoranlara faydalı olabilecektir.
Her şeyden önce bir endüstrinin topyekûn bu tür radikal değişiklikleri tartışması ve endüstrinin bu değişikliklerden elde edeceği kazanım ve kayıpları masaya yatırarak kararlar almasını önemsemek gerekmektedir. Atçılıkta gelişmiş ülkelerde endüstri için hayati kararlar alma mekanizmasının nasıl çalıştığı ve karar almak için ilim, bilim ve tecrübeden mutlaka yararlanarak hangi faktörlerin ortaya konduğunu bilmek ne kadar önemliyse bu prosedürün çalıştırılması konusundaki iradeyi de nazarı dikkate almak o kadar önemlidir. Pistler konusunda alınan kararların aslında endüstrinin toplam menfaatleri göz önünde tutularak alındığı ve ülkelerdeki yarış atı yetiştiriciliği ve ticaretinin gelişmesi ve korunmasına yönelik olduğu kadar diğer ülkeleri de yönlendirmeye matuf olduğu unutulmamalıdır. Dünya at yarışları ve yetiştiriciliğinde çok önemli kan hatlarına sahip Amerika’nın etkisi ve rolünü de hatırlamamız gereklidir. Uluslararası yarışlar bu önermeler ışığında değerlendirildiğinde ne kadar önemli organizasyonlar oldukları daha iyi anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi günümüzde hipodromlarda pist yüzey kaliteleri at yarışları kazanımları için çok önemli rol oynamaktadır. Bir çeşit pistte bir atın gerçekleştirdiği rekor performans bazen o tür pistin tercih edilmesi için bir kriter oluşturmaktadır. Örneğin “Mudder” çamur ve ıslak pistte daha iyi performans gösteren bir atı tarif etmektedir. Buna mukabil, bu tür pistlerde başarı elde edemeyen atları at sahipleri enerjilerini ve kalitelerini korumak amacıyla kendilerine daha uygun pistlerde yarıştırmak istemektedirler.
Bugün tüm dünyada at yarışlarının yapıldığı hipodromlarda bulunan pist çeşitleri ülkeden ülkeye ve şehirden şehre çok önemli farklılıklar göstermektedir. Çoğu pistler çim, dere kumu veya kırılmış kireç taşı gibi egemen hava koşullarından çok kolay etkilenen malzemelerden yapılmıştır. Yarış pistleri için son senelerde yapılan en önemli yenilik “POLY TRACK” olarak isimlendirilen pist türüdür. Bu yenilikçi malzeme açık kahve renkte, mikrokristalli reçine ile karıştırılmış kum, sentetik elyaf ve lastik parçacıklarından oluşmaktadır. POLY TRACK pistlerde yüzey 12-13 cm. kalınlığında bu malzemeler ve bu tabakanın altına yerleştirilmiş kompleks bir drenaj sisteminden oluşmaktadır. Patentli olan Poly track yüzeyler geliştirilmiş şok emme özelliğine sahiptir ve kaza meydana geldiğinde atlar ve jokeyler için daha güvenli bir malzeme olma özelliğiyle kendini ispatlamıştır. Malzeme parçacıkları çamur pistlere nazaran topaklanmamakta ve atların toynaklarına yapışmamaktadır. Yağışlı havalarda bile bu tür pistin özellikleri çok fazla değişmemekte ve yağmurlu günlerde bile pist uzmanları tarafından “Hızlı” pistler olarak tarif edilmektedir.
Haziran ayında Lexington, Kentucky, Jokey Kulübü yarış atlarının sağlık ve güvenliği 5.zirvesini yapmıştır. 2006 yılında açılışı yapılan ve iki yılda bir düzenlenen, bu zirveler yarış atlarının güvenliğini ve sağlamlığını artırmak ve yarış pisti operatörleri, eğitimciler, veteriner hekimler ve bilim adamlarını bir araya getirmek için düzenlenmektedir. Keeneland Hipodromu’nda gerçekleşen zirveye katılan “Yarış Pistleri Deney Laboratuarı” direktörü ve Maine Üniversitesi Mühendislik Koleji Libra Vakfı Profesörlerinden Dr. Peterson yarış pistlerinin güvenliği hakkında ve mühendislik ilkelerinin pist bakım ve kompozisyon uygulamasında öncü birisidir. Dr.Peterson 2008 yılında New York Saratoga Springs’te sentetik pistlerle ilgili yapılan zirvede, Amerika’da klasik kum pistlerden sentetik pistlere dönüşümün at yarışlarında ölümcül at yaralanma riskini azaltmayı sağlayabileceği hakkında yoğun açıklamalar yapmıştır. Dr.Peterson pist türü değişikliğinin derde deva olacağı konusunda tereddütleri olduğunu ifade ederken, acele karar verip değişiklik yapılması yerine, hipodromlardaki pistlerden karar vermeye yetecek kadar dataları toplayarak yaralanmalar ile pist türlerini arasındaki mukayeseyi yapmak için bir Merkezi Laboratuar kurulması gerektiğini belirtmiştir. Halihazırda bu laboratuar kuruludur ve uzmanlar tüm ülkedeki hipodromlardan alınan numuneleri ve bakım datalarını analiz etmektedir.
Amerika’da 2005 yılından itibaren hipodromlardaki yarış pistlerinde çok önemli değişiklikler olmuştur. İlk sentetik pist Kentucky Turfway Park’da inşa edilmiştir. Bir yıl sonra California Horse Racing Yönetim Kurulu normal kum pistten sentetik kum piste geçmeye karar verirken, Keenland Hipodromu da POLY TRACK piste geçmiştir. Halihazırda ise, Californa’da 4 hipodromdan sadece bir tanesi sentetik pist ile devam ederken Hollywood Park geçen sene kapanmış, Santa Anita Park 2010’da normal kum piste dönmüş, Del Mar Hipodromu da Keenland gibi sentetik pistten normal kum piste geçmiştir. Bütün bu gelişmeleri takiben, tesadüfü olmayarak, “Breeders Cup” Yarışlarının 2015’de Keenland’da, 2016’da Santa Anita Park’da ve 2017’de Delmar’da yapılacağını açıklanmıştır.
Aslında Jokey Kulüp tarafından açıklandığı gibi, 2009’dan beri hipodromlardaki pistlerden toplanan dataları uzmanlarca değerlendirilmesi sonucunda, sentetik pistlerde normal kum pistlere nazaran daha az ölümcül sakatlanmaların oluştuğu belirlenmiştir. 2009-2013 döneminde normal kum pistlerde 1.000 yarışta ortalama 2,8 atta ölümcül sakatlık yaşandığı, buna karşılık sentetik pistlerde bu sayının 1,22 olduğu görülmüştür. Ancak bu araştırmaları yapan bilim adamı uzmanların görüşü pistlerde yaşanan ölümcül sakatlanmaların sebeplerinin sadece pist türü ile açıklanamayacağı ve diğer çeşitli faktörlerinde göz önünde tutulması gerektiğidir. Bu kapsamda yapılan araştırmalar en önemli sebebin pistin cinsinden ziyade pist bakımı ile ilgili olduğunu ortaya koymuştur. Pistlerin nem oranının belli bir oranda kontrol altında tutulmasının pistlerde yaşanan olumsuzluklara etki eden en önemli kriter olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda tüm hipodromlar pist bakımları ile ilgili olarak data toplama ve analiz yapmak üzere Enstitü ile bir protokol imzalayarak, kalite kontrol ve devamlılığın sağlanmasına çalışmaktadırlar.

“Ölümcül sakatlıkları önlemek için pist cinsinden ziyade pist bakımının önemi ve hayatiyetinin çok daha iyi anlaşılmasıdır”

Uzmanlar 2010 yılı hipodrom pist bakımlarının otomobil endüstrisinin 1980 yılına eşdeğer olduğunu belirtmektedirler. Artık pist bakımlarının daha çok teknoloji ve daha yeni metotlar uygulayarak yapılması gerektiğinin altı çizilirken, örneğin Newyork hipodromlarında pist bakımcılarının artık yüzey penetrasyon radarları kullanarak her gün 36 noktada derinlik ölçtükleri, traktör sürücülerinin ise GPS ve iPad kullanarak traktörün hızını ve yönünü belirledikleri belirtilmektedir. Hedefin her sabah atlar ve jokeyler için hava şartları göz önünde tutularak güvenli bir pistin hazırlanması olduğu ifade edilmektedir. İlgililer her gün bu bilgileri takip etmektedirler.
Gelinen nokta, ölümcül sakatlıkları önlemek için pist cinsinden ziyade pist bakımının önemi ve hayatiyetinin çok daha iyi anlaşılmasıdır. Bu felsefe ile “Kalite Kontrol” sayesinde pistler için “İyi” tarifinin çok daha kolay yapılabileceği ve kalite kontrol sisteminin uçak bakımı gibi bir modelleme ile kurularak pistlerde yaşanan sakatlıkların azaltılması fikrinden yararlandığı belirtilmiştir.
Şimdi bizim atçılığımıza dönersek, aylardır bu sayfalarda kurumsallaşmadan bahsediyorum, atçılığın her alanında bunun ne kadar önemli olduğu ve gelişmiş ülkelerde neler yapıldığını paylaşmaya çalışıyorum. Endüstrinin geleceği için alınacak kararlardaki kurumsallaşmaya örnekler sunuyorum. Bizde yapılanları hatırlarsak, bir idman merkezimiz olmadığı halde İstanbul Hipodromuna Polytrack pistin yapılması, diğer hipodromlar ile ilgili pist kararlarının alınmasında veya pist bakımlarında herhangi bir bilimsel çalışma yaptırma alışkanlığımız olmadığı bilinmektedir. Hipodromlarımızda artık pist bakımlarında dünyadaki teknoloji ve metodolojiyi yakalamamız şarttır. Sakatlık sebeplerinin araştırılması ve camia ile paylaşılması ve pist bakımlarında son teknolojilerin araştırılması için kurumsal çalışmalar gerekmektedir. Üniversite ve bilim kurumları ile ortak projeler geliştirebilmek her zaman karar almada yardımcı ve faydalı olacaktır. Özellikle sentetik pistlere geçtikten sonra ve uzun periodlar da ve her mevsimde yarış yapılan şehirlerdeki pistlerimizin bakımları çok daha önem kazanmasına rağmen, bilinen sebeplerden dolayı gösterilen üstün çabalara rağmen atçılık için en iyisini yaptığımızı söylemek mümkün değildir. Bunun sebebi idarecilikte görev alanlar veya çalışanlar ve onların kaliteleri ile çok az ilgilidir. Aslında yönetim kurullarında, profesyonel yöneticilerde en iyisini yapma arzusu her zaman mevcuttur. Ancak mevcut yapılanma ile reorganizasyon, insan kalitesi, eğitim, ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişkiler ile ilimi ve bilimi kullanmak, devlet teşvikleri vb. konuları ve faaliyetleri belirlenmiş bir “Stratejik Plan” çerçevesinde yapmanın imkânı yoktur. Zaten ortada bir plan ve programda yoktur veya en azından deklare edilmemiştir. Esas sebep bir türlü kurumsallaşamayarak mevcut sistem içerisinde en iyisi yapılmaya çalışılmaktır. Bugünün şartlarında artık geçerliliğini yitirmiş olan halihazır sistem ve irade böyle devam ettikçe kim görev alırsa alsın atçılığımızın önünün açılması süreci uzayacaktır. Her zaman ifade ettiğim gibi atçılığımızda en tepeden başlayarak hep en iyisini yapmak arzusu mevcuttur. Bu arzu her vesile ile deklare de edilmiştir. Ancak kurumsallaşamayan bir camia özellikle son yıllarda ağırlaşan kamu/devlet usul ve yaklaşımlarının da baskısı altında maalesef sadece patinaj yaparak ileriye gitmekte zorlanmaktadır.
Yine de ümidimizi kırmamamız ve kişi, kurum ve kuruluşlarımız ile mutlaka önümüz açacak fikir birliğine varmamız gerekmektedir. Atçılığın bu iradenin oluşmasına çok ihtiyacı vardır.

Turgay Kop

(19 Ağustos 2014 Salı günkü 1066 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır)

Benzer Haberler

Yorum yapın