At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Karbonhidratların kimyasal yolculuğu

04 Haziran 2014 / 15:12   |   311 Okundu   YAZDIR
Karbonhidratların kimyasal yolculuğu

Anatomik ve fizyolojik yapıları gereği atlar otlayarak beslenen canlılardır. Temel enerji kaynakları, hidrolize ve fermente olabilen, kaba yemlerden elde edilen karbonhidratlardır. Bunlar kalın bağırsaklarda fermentasyon işlevini gerçekleştiren yararlı bakterilerin yardımı ile kullanılabilir duruma gelirler.

Öncelikle beslenme alışkanlıkları otlamaktır. Bu nedenle havada gün boyunca padokta kalırlar. Ahırda kalanlarında beslenmesinde kuru ot gibi kaba yemler esastır. Meradaki ot türleri çok farklı olabildiği gibi karbonhidrat içeriği açısından da mevsimsel ve bölgesel farklılıklar görülebilir.

Yarış atlarının yarış, antrenman veya dinlenme gibi dönemlerde enerji gereksinimlerine göre tahıl karışımı ve ot içeren bir diyet hazırlanır. Ticari at yemlerinin çoğu, çeşitli tahıl karışımından oluşur. Bol miktarda nişasta içirilebilir ki bu da atın beslenme alışkanlığına yabancı bir maddedir. Çok miktarda taneli yem, günlük öğünlere bölünmeden verilirse nişasta yüklemesine neden olur. Sancı, arpalama, mide ülserleri, kemiklerde gelişme bozuklukları ve bazı kas hastalıklarını da içeren pek çok sindirim ve metabolik rahatsızlıklar fazla taneli yem rasyonları ile ilişkilidir. Bu rahatsızlıkların yoğun tahıl ağırlıklı beslenen atlarda ortaya çıkması epidemiyolojik ve deneysel çalışmalar ile de desteklenmiştir.

Kalın bağırsaklarda yararlı bakteriler gibi ince bağırsaklarda basit şekerlerin glikoza çevrilmesi de atların enerji sağlamaları için bir şanstır. İnce bağırsaklardaki glukoz oluşumu metabolik olarak daha etkilidir.

Atların mide – bağırsak kanalındaki karbonhidrat sindiriminin anlaşılması ve tüm ayrıntılar ile bilinmesi, karbonhidratların enerji verici özellikleri ve performans üzerine etkilerini de ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda şeker ve nişastadan zengin karbonhidrat kaynaklarına bağlı beslenme ve metabolik sorunlar da daha kolay saptanabilmektedir.

Karbonhidratlar, basit şekerler, nişasta gibi depo moleküller ile hemiselluloz ve selluloz gibi polisakkaritler gibi üç gruba ayrılabilir. Bu ayrımı bitkilerin fizyolojisi göz önüne alınarak yapılmıştır. Atların sindirim fizyolojisine göre ise karbonhidratlar iki büyük grupta toplanabilir. İnce bağırsaklarda basit şekerlere hidrolize olanlar ile kalın bağırsaklarda bakteriyel fermentasyon sonucu uçucu yağ asitlerine dönüşenler. Alfa 1-4 zincir halkası ile bağlı karbonhidrat molekülleri, ince bağırsaklarda enzimatik hidrolize uğrarlar. Beta 1-4 bağlı moleküller ise kalın bağırsaklarda fermente olurlar.

Disakkaritler, oligosakkaritler ve nişasta gibi karbonhidratlar hidrolize olabilirler. Hemselluloz, sellukoz, eriyebilen lifler, bazı oligosakkaritler ve enzimatik hidrolize dirençli nişasta yapısındaki karbonhidratlar ise fermente olabilirler.

- Alfa Amilaz, – Alfa Glukosidazlar (sukraz, glukoamilaz, maltaz) ve – Beta galaksidoz (laktaz) gibi besinlerdeki karbonhidratları hidrolize eden enzimler, ince bağırsaklarda bulunurlar.

Salyada az miktarda bulunan – amilaz sayesinde karbonhidratlar mideye ulaşmadan önce sınırlı oranda hidrolize uğrarlar. Midedeki gastrik asit ile reaksiyona giren karbonhidratların sindirim aşaması diğer enzimlerden bağımsız seyreder.

Hidrolize olabilen karbonhidratların sindirimi öncelikle pankreas kökenli – alfa amilaz enzimi tarafından ince bağırsaklarda gerçekleştirilir. İnce bağırsak boşluğunda – alfa amilaz ve amilopektinaz enzimleri nişastayı parçalamaya başlayarak bu süreçte son ürün olan dissakaritleri ve oligosakkaritleri meydana getirirler. Bu bölümde serbest şeker ortaya çıkmaz.

Atların ince bağırsakları boyunca disakkaritler, sukraz, laktaz ve maltaz enzimleri ile karşı karşıya gelir. İnce bağırsak, mideden sonra duodenum (on iki parmak bağırsağı), jejunum ve ileum olarak adlandırılmış üç bölümden oluşur. Sukraz enziminin aktivitesi, ileumdan daha çok duodenum ve jejunumdadır. Maltaz aktivitesi ince bağırsağın her üç bölümünde de sukraza benzer. Laoktaz enzimi tüm ince bağırsak boyunca etkin olmasına rağmen başlangıç kısımlarında daha çok bulunur. Laoktaz aktivitesinin erişkin atlarda da yoğun bir şekilde görülmesi onların laktozu sindirebildiklerinin kanıtıdır. Sütten kesilmiş taylarda laktaz aktivitesi erişkinlere göre daha azdır.

Yukarıda adı geçen enzimlerin etkin çalışmaları sonucunda serbest şekerler, glukoz, galaktoz ve fruktoz hidrolizi tamamlanır.

Atların sindirim kanalında fermentasyon işlemi, esas olarak kalın bağırsaklarda gerçekleşirse de bazen diğer kısımlarda da görülebilir. Besinlerin bekleme süresi ve ortamın PH’ı gibi etkenler mikro organizmaların üremesini kolaylaştırır. Ortamda anaerobik bakterilerin varlığı ile, PH’ın da yardımı olursa midenin son kısmında sınırlı oranda fermentasyon gerçekleşebilir ve laktik asit ile uçucu yağ asitleri üretilebilir. Aynı şekilde ince bağırsağın başlangıç kısımlarında da fermentasyon saptanmıştır. Fakat bunun kalın bağırsaktaki içeriğin ön tarafa gelmesinden mi, yoksa kalın bağırsaktaki fermentasyondan bağımsız mı olduğunu bilmek kolay değildir.

Hidrolize olmamış karbonhidratlar ince bağırsağı geçerek kör ve kalın bağırsağa ulaşırlar. Burada fermente olarak başta asetik, propiyonik, butirik asit olmak üzere uçucu yağ asitlerine dönüştürülürler. Az miktarda laktik ve valerik asit meydana gelir. Mikro organizmaların ürettiği sellulaz enzimi, besinlerdeki hemiselluloz ve sellulozu parçalar. Kalın bağırsaktaki mantarlar ligno – sellulozu, selluloza çevirebilirler. Lignin ise sindirilmeden kalır ve dışkı ile dışarı atılır.

Uçucu yağ asitlerinin üretim oranları, diyetteki kaba ve konsantre yemden köken alan karbonhidratlara bağlıdır. Atın tükettiği yem porsiyonunda taneli besinler (yulaf, arpa ve diğerleri) fazla ise propiyonik ve laktik asit üretimi artar. Asetik asit daha az miktarda oluşur. Hidrolize olan karbonhidrat yüklemesi veya birikmesi söz konusudur. Aynı zamanda yüksek oranda tahılla besleme sonucu, sindirim kanalında lif kullanımı ve etkisi azaltılır.

Kör ve kalın bağırsaklardaki mikrobiyal denge bozulur. Diyetteki kaba yemin ağırlıkta olması asetik asit üretimini destekler. Propiyonik, butirik ve valerik asit taneli yeme bağlı olarak artar.

Uçucu yağ asitleri kalın bağırsak duvarından pasif difuzyon yolu ile geçerek emilirler. Emilim hızları molekül büyüklüğüne bağlı olarak asetik asit, propiyonik asit, butirik asit ve laktik asit sırası ile olur. Kalın bağırsak içeriğinin PH’sı altının üzerinde iken tüm uçucu yağ asitleri emilir. PH 6 olması lifleri sindiren yararlı bakteriler için de ideal ortamı yaratır. Emilen yağ asitleri kan dolaşımına katılarak karaciğere ulaşırlar.

 

Reha Gültepe

Veteriner Hekim

(27 Mayıs 2014 Salı günkü 1054 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır)

Benzer Haberler

Yorum yapın