At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Merhaba…

18 Nisan 2014 / 17:00   |   246 Okundu   YAZDIR
Merhaba…

Nerdeyse bir yıldır uzağım bu köşeden..

TJK Yönetim Kurulu’na seçildiğim günden itibaren yazmadım. Bu süreçte “Yarış Dünyası”nın yazarı olmak yerine okuru olmayı tercih ettim. Nedeni son derece basitti. Yazacağım yazının konusu ne olursa olsun, sonuçta ortak paydamız at ve at yarışı olduğuna göre, kimileri satır aralarına benim kastimi aşan anlamlar yükleyebilir diye düşündüm. Açıkçası, doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım bilmiyorum ama benim sorumluluk anlayışımın gereği buydu.

Tam da, “artık Yönetim Kurulu Üyesi olmadığıma göre, kalemi elime alabilirim”diyecektim ki, bir de baktım kalem-kağıt tarih olmuş. Ben, kurşun kalemin ucunu keskin çakıyla açan bir kuşaktan geliyorum, hala klavyenin tuşlarını yadırgamamı mazur görün!

Önce, bir yıldır keyifle birlikte çalıştığım değerli dostum Başkan Adalı ve sevgili Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarıma tek tek derin sevgi ve şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Gerçekten çok güzel günler geçirdik. Düğünlerde derler ya iyi günde, kötü günde birlikte olduk. Genel Kurul’da Başkanımız açıkladı, atçılığın geleceğini ilgilendiren bir sürü önemli ve yararlı icraatın altına imzalar attık.

Öte yandan, kulübümüzün en ağır yükünü inanılmaz bir fedakarlıkla sırtlarında taşıyan profesyonel kadromuza da, Genel Müdürümüz sevgili Tuncel Aydın’ın şahsında sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Birlikte çalıştığımız süre içinde yakından tanık oldum ki, onlar var oldukça Türkiye Jokey Kulübü’nde idari anlamda kolay kolay sorun yaşanmaz.

Jülide, Melisa ve Hatice’ye de haksızlık etmek istemem doğrusu, tüm yöneticilerin olduğu gibi, benim de az kahrımı çekmediler!

Takdir edersiniz ki, herkesin adını ayrı ayrı dile getirmeme imkan yok. Kısaca, kapıdaki güvenlik Mehmet’le Metin’den beni listesine alan sevgili Başkan’a ve Genel Kurul’da oylarını esirgemeyen değerli Üyelerimize kadar, bu sürece katkısı olan tüm arkadaşlarıma sonsuz sevgilerimi gönderiyorum.

Peki hiç mi problem yaşanmadı bir yıl içinde, elbette yaşandı. Ama asıl olan barış ve özveridir. Kinin, nefretin, hırsın ve kayıkçı kavgasının kimseye bir fayda getirdiği görülmemiştir. Hele yüreğiniz sevgi ile doluysa, gerisi teferruattır.

Bu yazıyı kaleme aldığım (bilgisayara yani!!) 8 Mart gününü bütün dünya “DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” olarak kutlar. Elbette biliyorsunuzdur, ama ben bir kez daha hatırlatmak üzere Vikipedi’den bir alıntıyı size aktarmak istiyorum.

“8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak , polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde ise Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.”

Öyle ya da böyle, kadının ne kadar önemli bir varlık olduğunu hepimiz biliriz, biliriz de kimimiz kimi zaman, bilerek-bilmeyerek, bilmezden geliriz! Erkekler lütfen alınmasın ama “ana gibi yar olmaz” deriz, “baba gibi” demeyiz! “Anavatan” deriz, “baba vatan” demeyiz! “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” deriz…

Kadınlara daha çok önem verilen, onların daha az incitildiği, hatta hiç incitilmediği bir toplumun sonsuz özlemiyle, haftaya buluşmak üzere…

Demir Karahan

(11 Mart 2014 Salı günkü 1043 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır)

Benzer Haberler

Yorum yapın