At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Misafirperverlik

23 Haziran 2014 / 13:45   |   411 Okundu   YAZDIR
Misafirperverlik

Atçılığımız bir yandan özelleştirme gibi çok hayati konularla çalkalanırken, ben yine daha ulvi konulardan bahsetmeye devam edeceğim. “Müşteri memnuniyeti” ve “Müşteri Değeri” gibi konulardaki görüşlerimi bu sayfalarda at yarışları açısından belirtmeye çalışmıştım. Müsaadenizle bir kere daha tekrar ediyorum. Her sektörde olduğu gibi atçılık sektörünün bekası için en önemli unsurların başında müşteriler yani yarış severler gelmektedir. Yarış Otoritesi Bakanlığımız ve Yarış Müessesi TJK ana hedef olarak sektörün cazibesini muhafaza ederek müşterilerinin yani yarış severin koşulsuz mutluluğunu sağlamak için çalışmaktadırlar. Yapılan yatırımlar ve faaliyetlerin neticesinde arzu edilen daha memnun müşteri ve girişimcidir. Yarış severlere kaliteli ve güvenilir yarışlar sunmak, onların müşterek bahisler katılımı ve hipodromları ziyaretlerini rahatça ve zevkle yapabilmeleri sağlayan koşulları ve platformları oluşturmak, at sevgisini aşılamak otorite ve müessesenin ana görevidir. Bugün dünyada atçılık ve yetiştiricilikte ileri gitmiş ülkelere bakıldığında, atçılığın gelişmesi, atçılığın geleneklerine bağlı kalması ve onlardan vazgeçmeyerek sürdürebilir kılınması ve at yarışlarının sosyal ve kültürel hayatın ayrılmaz bir parçası olmasını sağlamakla mümkün olduğu görülmektedir. At yarışının bir “Spor” ve “Show” olarak sosyal uyumu teşvik ettiği bilinmektedir.
Son günlerde camiamızda yine bir tartışmadır gidiyor. Bilindiği gibi TJK yönetimi Veliefendi Hipodromu iç saha tabir ettiğimiz orta kısmına bir “konser alanı” yapmaya karar vermiştir. Bu proje ile ilgili çalışmalar devam ediyor, her hafta hipodroma geldiğimizde işin biraz daha ilerlediğini görüyoruz. Alanı 88.Gazi Koşusuna yetiştirebilmek için yoğun çaba harcanıyor. Proje duyulduktan ve yapılmaya başladıktan sonra her konuda olduğu gibi bu proje ile ilgili çeşitli fikirler ortalarda dolaşmaya başladı. Şüphesiz değişik görüşler var. Genel olarak özetlemeye çalışırsak; Projeye muhalif olanlar, özellikle konserler sırasında hipodromda konuşlanan atların ses ve gürültüden rahatsız olacağı ve konser alanına geçmek için pistin bozulabileceği, hipodromda güvenlik sorunları yaşanabileceği gibi riskleri öne sürerek bu işin yapılmasının doğru olmadığını öne sürmektedirler. Projeye olumlu bakanlar ise, hipodromda konser v.b etkinliklerin yapılmasının gerektiği ve bu tür etkinliklerin alt yapısı oluşturulmuş mekânlarda yapılmasının daha uygun olacağı görüşlerini taşımaktadırlar.
TYASYD’nin ise projeyi desteklemediğini resmi bir şekilde TJK’ya bildirdiği belirtiliyor. Binlerce atçıyı temsil eden derneğimizin bu projeye olumlu bakmamasını göz ardı edemeyiz. Ancak anlaşılamayan durum ise hakikaten hayret verici atçılığımız adına. Proje TJK Genel Kuruluna gelmiş, bütçe görüşmeleri sırasında onaylanmış, TJK ihalesini yapmış, iş nerdeyse bitiyor, Derneğimiz görüşünü ve eleştirilerini ortaya koyuyor. Dernek Başkanı TJK Asli Üyesi, yönetim kurulunda II. Başkan ve Genel Sekreter TJK Asli üyesi, bu kişiler TJK Genel Kurulunu da katılmış ve projeyi onaylamış. Şimdi, bu saatte verilen tepkinin bir anlamı olabilir mi? Diyelim ki haklılar, ne yapılacak? Proje durdurulacak, ihale iptal edilecek, alan başka amaçlar için kullanılabilir hale getirilecek. TJK Yönetim Kurulunun böyle bir karar alacağına inanamıyorum. Derneğimiz yöneticileri her fırsatta TJK ile olan ilişkileri etle-tırnak olarak ifade ederken işin özür dilenmesi boyutuna gelmesi de en üzücü tarafı şüphesiz.

“Şüphesiz her ülke kendi şartları içersinde farklılıklar gösterse de dünyada genel anlamda “Şans Oyunları” sektöründe yaşanan yoğun rekabetin at yarışlarını negatif olarak etkilediği görüşü hakimdir”

Bütün bunları bir kenara koyarsak, bugün bütün dünyada at yarışları düzenleyen yarış müessesleri ve işletmecilerinin neler yaptığına bakarak, sanırım bu tür konuları daha rasyonel bir şekilde değerlendirir ve enerjimizi atçılığımızın bekası için yapılacak başka işlere harcayabiliriz.
Dünya atçılık medyasında yer alan at yarışları ile ilgili coşkulu etkinlik haberleri her ne kadar biz atçılara moral verse de günümüzde at yarışlarına olan ilginin dünyada ülkemize nazaran daha sıkıntılı bir gelişme içinde olduğu da uluslararası otoritelerin istatistiklerinde ve raporlarında ifade bulduğunu görmekteyiz. Bugün bir çok ülkede müşterek bahis hasılatında ve hipodromları ziyaret sayılarında azalmalar olduğu rapor edilmektedir. Şüphesiz her ülke kendi şartları içersinde farklılıklar gösterse de dünyada genel anlamda “Şans Oyunları” sektöründe yaşanan yoğun rekabetin at yarışlarını negatif olarak etkilediği görüşü hakimdir. Ne mutludur ki, Türkiye kendine özgü koşulları ile bu konuda pozitif bir ayrıcalık yaşamaktadır. Ülkemizde son yıllarda gerek at yarışlarına ve gerekse üzerine oynanan müşterek bahislere olan ilgi artarak devam etmekte iken, satışlar da şans oyunları sektöründe oluşan sinerjinin de yardımı ile artmaktadır.
Şans oyunların sektöründe rekabet, özellikle internet kullanan teknolojilerin gelişmesi ve bu teknolojileri kullanan özellikle genç insan sayısındaki hızlı artışın sektöre yansımasıyla, kuruluşların müşterilerle iletişimi ve bahis kabulündeki radikal değişimlerle son derece sert bir hale gelmiş bulunmaktadır. Yeni neslin daha kolayca anlaşılan ve ulaşılan küçük paralarla oynanabilecek bahis cinslerini tercih etmesi ve genç bahisçilerin internet üzerinden diğer spor dalları ve şans oyunları üzerine bahis kabul eden sitelere cep telefonu, lab-top v.b cihazlar ile her ortamdan kolay bir şekilde ulaşması rekabeti ciddi olarak etkilemiştir. Şüphesiz bu gelişmeler nispeten daha kuralcı ve geleneklerine bağlı olan at yarışları işletmecilerini de bambaşka satış ve pazarlama tedbirleri almaya sevk etmiştir. E-bahis ile ilgili teknolojinin verdiği tüm imkânlar gerek satış ve gerekse medya faaliyetlerinde yoğun olarak kullanılmaya başlamıştır. Özellikle sosyal medyanın çok etkin olarak kullanıldığı görülmektedir.

“Bugün dünyanın sayılı hipodrom işletmecileri “Konukseverlik” olgusunu ön plana çıkararak, hipodromları başta yarış severler ve gençler olmak üzere halkın cazibe merkezi haline getirmeye çalışmaktadırlar”

At yarışlarını bir spor dalı gibi teşvik edilmesi yaklaşımı ile yola çıkan otorite ve müessesler at yarışlarının sosyal hayatla olan ilişkilerinin attırılması ve halkın bir spor dalı gibi at yarışlarına teveccüh etmesinin sağlanması ve ilgi alakanın çeşitli etkinliklerle ile attırılmaya çalışılması ile birlikte müşterek bahislere katılımın da arttırılması ana hedefini sürdürmektedirler. Bu gelişmeler özellikle hipodrom işletmeciliğinde de farklı stratejiler uygulanması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bugün dünyanın sayılı hipodrom işletmecileri “Konukseverlik” olgusunu ön plana çıkararak, hipodromları başta yarış severler ve gençler olmak üzere halkın cazibe merkezi haline getirmeye çalışmaktadırlar. Pazarlama ve konukseverlik beraberce yapılan faaliyetlerdir. “Hospitality” yani “Konukseverlik” ; misafirleri ulaşım, karşılama, konuşlandırma, ağırlama, eğlendirme ve yemek hizmetleri işi olarak tarif bulmaktadır. Bu tariften yola çıkan hipodrom işletmecileri yarış günleri dışında da hipodrom mekanlarının düğün, toplantı, konferans, seminer, kermes, sergi gibi etkinliklere açmaktadırlar. Binicilik ve Golf Kulüpleri ile birlikte işletilen hipodromlar olduğu gibi hatta Casino makinelerinin bile yer alığı hipodromlar mevcuttur. Hipodromlar konukseverlik hizmetleri vermek üzere PR Departmanlarında özel bir yönetici ve kadrosu ve etkin medya faaliyetleri ile pazarlama ve tanıtım yapmaktadır. Bu tür faaliyetlerin odak noktası eğlence ve müşterinin kendisini alternatif ortamlara nazaran daha iyi hissetmesini sağlamaktır.
Hipodromlarda özellikle potansiyel müşteri grupları hedef alınarak kadınlara ve genç nesle yönelik etkinlikler düzenlenmesi, önemli yarış günlerinin festival havasına sokulması, ailelere ve çocuklara yönelik Pony Clup’lar, moda ve sanat etkinlikleri yanı sıra düğünlerden iş toplantılarına kadar her türlü etkinlik çok güzel tasarlanmış ve mükemmel hizmet verilen prestijli mekanlarda sunulmaktadır. Hipodromlar bu etkinlikler sayesinde kendilerinin de çok daha iyi ve verimli bir şekilde tanıtımlarını yapabilmektedir.
Dünyada özellikle şehir içersinde yer alan hipodromlar işgal ettikleri alanın maddi ve manevi değerleri açısından her zaman gözde olan mekanlardır. Örneğin İstanbul halkının 100 yıldan fazla bir süredir anılarında atçılık veya “Koşu Alanı” olarak özdeşleştirdiği, bu bağlamda üst düzeyde simgesel değeri olan, daha sonra eski izi takip ederek yeniden düzenlenen koşu sahası, İtalyan ahırları olarak bilinen ilk modern tavlalar ve misafirhane ile dönemin mimari ve yapısal özelliklerini temsil eden Veliefendi Hipodrom alanı, İstanbul’da yaşanan son derece hızlı yapılaşmadan nasibini almış ve halen etrafı konutlarla ve yeni konut projeleri sarılmış bir arazi içersine sıkışıp kalmıştır. Hipodrom inşa edildiğinde nispeten şehir dışı olarak kabul edilen ve yaklaşık 600 dönüm olan araziyi şüphesiz yapılaşmanın beraberinde getirdiği değer artışları çok daha değerli kılmıştır. TJK’nın İstanbul 1 Nolu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’na hipodromun tescili için yaptığı başvuru üzerine kurul 2863 sayılı yasanın korunması gerekli kültür varlıklarının şartlarını belirleyen maddelerine atıfta bulunularak araziyi ‘Kentsel Sit Alanı” ilan etmiştir. Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan alanlar için kullanılan ‘kentsel sit’ bölgelerinde yeni yapılaşma ancak ilgili Koruma Kurulu’nun izni ile yapılabilmektedir. Eğer hipodrom TJK’nın istediği şekliyle tescil edilseydi, buradaki arazi at yarışları haricinde bir amaçla kullanılamayacaktı. 1 Nolu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun aldığı karar ile yapılanma açısından yeni bir statü kazanan arazi hala imar açısından cazibesini korumaktadır. Bilindiği gibi hipodromun bu açıdan en büyük dezavantajı içersinde yer alan ahırlar bölgesidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilmek istenen İstanbul Çırpıcı Şehir Parkı projesiyle ilgili olarak 500 bin metrekarelik alana sahip olan Çırpıcı Şehir Parkı’nın, Veliefendi Hipodromu’nun taşınmasıyla 1 milyon metrekareye yükseleceğini açıklanmıştır. Hipodromun taşındıktan sonra kültürel miras olarak korunacağını ahırların kültürel aktivite alanına dönüştürüleceğini ifade edilmiştir.

“Hipodromun yeni mekanlarla ve etkinliklerle halkın daha fazla yararlanabileceği hale getirilmesi TJK’nın elini daha da kuvvetlendirecektir”

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Veliefendi Hipodromunun aynı şartlarla kendini muhafaza etmesini beklemek sanıyorum hayaldir. Şüphesiz TJK ve biz atçılar hipodromun elimizden uçup gitmesine seyirci kalamayız. Ancak sadece hamasi söylemlerle veya eleştirilerle bunu başarmak mümkün gözükmemektedir. Ahırlar bölgesi sorunun çözülmesi zaten atçılığımız açısından da hayati bir konudur. Atlar ahırlar bölgesine ilave edilen prefabrik ahırlarla birlikte daha da kalabalıklaşan ve artık pistlerin ve padokların da istihap haddini aşan yoğun bir ortamda konuşlandırılmak zorunda kalınmaktadır. Bu sıkışıklığın atçılığımıza maliyeti herkesçe bilinmektedir. En önemli at ve jokeylerin yarıştığı atçılığın göz bebeği, Türkiye’nin bir numaralı hipodromu bu sıkıntılardan mutlaka kurtarılmalıdır. Bu konuda mutlaka somut bir projenin ortaya konması fikri malumun ilanıdır. Ancak atların konuşlandırılması ve idman ihtiyacının dünya örneklerinde de olduğu gibi “İdman Merkezleri” ile çözümlenmesi yıllardır bir türlü gerçekleştirilemediği de aşikârdır.
Hipodromun yeni mekanlarla ve etkinliklerle halkın daha fazla yararlanabileceği hale getirilmesi TJK’nın elini daha da kuvvetlendirecektir. Bu anlayışla bakarsak, hipodroma yeni mekanlarla ve etkinliklerle yeni bir çehre kazandırılması daha rasyonel bir yaklaşımdır. Şüphesiz, tüm bunlar yapılırken halka odaklanmış profesyonel PR çalışmalarına belli bir strateji doğrultusunda süreklilik arz ederek devam edilmelidir. Veliefendi’ye yapılan konser alanını bu bakış açısıyla değerlendirmek daha doğrudur. Hipodromda güvenliğin sağlanması, insanların ve atların zarar görmemesini temin etmek hipodrom işletmeciliğinin asli görevleri arasında olup mutlaka en uygun şekilde çözülecektir. Benzer etkinlikler defalarca hipodromlarımızda yapılmışsa da TJK açısından reklam, tanıtım, satış ve pazarlama faaliyetlerinde yönetim kurullarına bağlı olarak değişik uygulamalar yapılırken bu tür faaliyetlerde süreklilik sağlanmasında sıkıntılar yaşanmıştır.
Netice olarak, sürekli olarak ifade etmekten yorulmayacağım. Atçılığımızın “Ana Değerleri”ne göre belirlenmiş bir “Stratejik Planı” olmadan, bu plana uygun biçimde hipodrom v.b tesislerle ilgili yatırımlar planlanmadan, yatırımlar yapmaya ve hala eski usullerle günü kurtarmak zorunda kalınamaya devam edilmesi ve “Ortak Akıl” mekanizması içersinde beraberce çalışamayarak atçılığımızın temsilcilerinin aralarında tartışmalar sürdürmesi atçılığımıza çok fazla getiri sağlamayacaktır. Hiç kimse boşu boşuna birbirini üzmesin şu ölümlü dünyada. Her gece İstanbul’a yakışır bir “Atçılık Kompleksi” rüyasının gerçek olmasını dileyerek yatalım yatağımıza. Bakalım bu projeyi gerçekleştirmek kime nasip olacak?

Turgay Kop

(17 Haziran 2014 Salı günkü 1057 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır)

Benzer Haberler
“Misafirperverlik” için 3 Yorum
  1.   İsim Soyisim : erhan 23-06-2014

    evet herşey güzelyanlız şu bayilerin pirimlerinlede ilgilenilse bayiler nekadar çok kazanrsa hizmetin kalitesi okadar çok artar hizmet arttıkca hasılat artar diğer iş kollarıyla karşılaştırılacak olursa verilen pirimin düşük olduğunu görürüz

    Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz
    •   İsim Soyisim : Turgay KOP 23-06-2014

      Öncelikle geç cevap verdiğim için özür dilerim. TJK’de Genel Müdürlük yaparken de Bayi Primlerinin attırılması konusunda hep destekleyici olmuşumdur. 5602 sayılı Kanun çıkarılması aşamasında TJK Payının arttırılmasının en önemli gerekçelerinden biri bayi priminin arttırılması idi. Nitekim ilk yıl bir arttırım yapmıştık. Daha sonra mali yapıda gelişen mali sıkıntılar maalesef TJK tarafından istenilen artışın yapılmasını engelledi. Ama ben hala prim attırılması umudumu koruyorum, TJK ilk fırsatta bunu yapacaktır, bence de yapmalıdır. Hayırlı işler, bol kazançlar dilerim.

      Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz
  2.   İsim Soyisim : gökan 23-06-2014

    yakınımızdaki bir bayinin, sanırım eline kalan net tutara prim diyor,kapatacak şu an kapalı.eline geçen pirimin dükkan kirası eletrik su ve bir çalışanına verildikten sonra işi yapmaya değmediğini söyleyip kapattı.üstelik 90 yıllardan beri bu işi yaptığını para kazanamadığını söyledi.bayilerin yarışseverlere hizmetinide yansıyor bu durum.ne hizmeti,kuponunu yatır git diyorsanuz söylenecek bir şey yok….

    Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz

Yorum yapın