At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Sivil toplum kuruluşu

25 Temmuz 2014 / 16:05   |   159 Okundu   YAZDIR
Sivil toplum kuruluşu

Hafta içi aldığımız bir haber tüm atçılık camiasını yasa boğdu. 30 yıla yakın süredir görev yaptığı ve artık ismi TYASYD ile özdeşleştirilmiş olan “Efsane Başkan” Bahadır GÖDEK’in vefat haberi ile sarsıldık. Son dönemdeki sağlık sorunlarına rağmen bir türlü kendini işlerden alıkoyamayan Bahadır ağabeyinin yüreği bu tempoya dayanamadı ve maalesef kendisini ani ve acı bir şekilde görevi başında kaybettik. Allah gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Atçılık camiasına bugüne kadar vermiş olduğu hizmetler ve atçılığa sağladığı katkılar hiçbir zaman unutulmayacaktır. Kendisinin de her vesile ile anlattığı gibi, 1940’lı yılların sonunda oluşturulmaya başlanan TYASYD, 1947 yılında resmen kurulduktan sonra 1953 yılında kurulan TJK’ya maddi destekte de bulunarak Türk atçılığının modern anlamda idare edilmeye başlanılmasına ön ayak olmuştur. Bahadır ağabey son 30 yıllık süre içersinde derneğin TJK ile “et ve tırnak” gibi çalışılmasında büyük ve etkin rol oynamıştır. Merhum Bahadır Gödek’in bugünlere gelmesinde şüphesiz çok büyük emekleri olduğu TYASYD, TJK ile birlikte atçılık sektörünün 2 önemli sivil toplum kuruluşundan birisidir. 3.500-4.000’e yakın kayıtlı üye ve yaklaşık 2.000 kadar faal at sahibi ve yetiştirici ile elini taşın altına koymuş riski üzerinde taşıyan ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yerleşik müteşebbislerden oluşan bir dernek olarak, farklı misyonu, üye sayısı ve nitelikleri ile ülkemizde atçılık ve yetiştiriciliğin vazgeçilmez paydaşlarındandır.
TYASYD, Tüzüğünde yazan amacı çok özetle “at sahiplerini ve at yetiştiricilerini çağdaş uygarlık seviyesinde maddi ve manevi yönleriyle geliştirmek, ilerletmek, korumak” olarak belirtilmektedir. Derneğin bünyesinde, at sahiplerinin atlarının kazançlarından yapılacak kesintilerle oluşturulmuş olan “Yarış Atı Sahipleri Kıdem Tazminatı Fonu” yarış atı sahiplerinin yanlarında çalıştırdıkları seyislerin İş Yasası hükümlerine göre kıdem tazminatına hak kazanmış olarak işten çıkarıldıklarında ya da ayrıldıklarında işveren sıfatı ile ödemesi gereken kıdem tazminatlarının ödenmesi amacıyla kurulmuştur. Türkiye’de benzeri pek bulunmayan bu fonun mali açıdan idare edilmesi camia içersinde her dönemde çok fazla tartışılırken, “Olağanüstü Kongre” konusu bile olmuş ve dernek yönetiminin değişmesine yol açan görüş ayrılıkları son dönemde konunun yargıya kadar gitmesi raddesine gelmiştir. Bu gelişmelerin merhum Bahadır Gödek’i çok fazla yorduğuna ve manen yıprattığına hepimiz şahit olduk. Halen resmi merciler tarafından yasal inceleme konusu olan söz konusu fonun yönetiminin gerek ilgili dernekler açısından ve gerekse at sahipleri açısından yeniden şekillendirilmesi beklenmektedir.
Derneğe gelir sağlamak ve at sahibi ve yetiştiricilerine hizmet vermek üzere yine dernek bünyesinde kurulan “İktisadi İşletme” vasıtasıyla oluşturulan satış mağazalarında at sahibi ve yetiştiricilerin ihtiyacı olan yem, yem katkı malzemesi, at bakım malzemeleri vb. satışlar yapılmaktadır. Yetiştiriciliğe hizmet vermek amacıyla alınan Pressing isimli aygır’dan da belirli miktarda gelir sağlandığı bilinmektedir. Dernek son olarak 2009 yılında İstanbul Hipodromu içersinde kurulan At Satış Merkezinde her yıl düzenlenmekte olan tay satışlarını organize etmekte ve gelir sağlamaya çalışmaktadır.
Merhum Bahadır Gödek yönetimindeki TYASYD’in son yıllarda Türk atçılığının kaderini değiştiren en önemli hamlesi 2006 yılında Dernek Başkanlığına siyasi bir titri olan İstanbul Milletvekili Sayın İnci Özdemir’i getirmesi olmuştur. Fiilen siyaset içersinde yer alan bir kişinin bu görevi üstlenmesi ile atçılık tarihimizde bir ilkin yaşandığı bu radikal değişimle oluşturulan sinerji ile o dönemde yaşanan mali sorunların yasal olarak çözülmesi için Hükümet nezrinde gerekli girişimlerin yapılması hedeflenmiştir. Dernek, TJK ile birlikte, İnci Hanım’ın kendi kariyerini de zora sokan bir çaba içersinde çalışmıştır. Neticede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Mehmet Mehdi Eker’in de büyük destek ve himayelerinde, 5602 Sayılı Kanunun çıkarılması ile neticelenen bu girişim ve çalışmalar sarf edilen büyük emeklerle semerisini vermiş ve atçılığımızda yeni bir sayfanın açılmasını sağlamıştır.
Ancak atçılığın özellikle mali açıdan yönetilmesinde yepyeni bir dönemi başlatan kanundan sonra, ilk önce TJK Başkan ve Yönetim Kurulu seçimlerinde ve daha sonra dernek içinde yönetim kurulunda çok radikal değişikler olmuştur. Özellikle TJK Başkan ve yönetim kurulu seçiminde dernek yönetiminde üye olan kişilerin bu değişiklikte önemli roller oynadığı bilinmektedir. Derneğin TJK Başkan ve yönetimin kurulunu seçimini yönlendirme gibi bir misyona soyunması ve yönetim kuruluna seçilen üyelerin bunu TJK’ya asli üye olmak için bir basamak olarak kullanılmaya çalışması her zaman tartışılan konular olmuştur. Dernek başkanı olan Sn. İnci Özdemir bile ilk fırsatta TJK üyesi olmuştur.
Özellikle, TYASYD içersinde yaşanan ve rasyonel kabul edilmesi mümkün olmayan görüş ayrılıkları ile doğru dürüst çalışamayan yönetim kurulları sebebiyle dernek uzun süre çok verimsiz olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. 2012 yılında ise, Başkan, II.Başkan ve Genel Sekreter ayrı ayrı listeler kurarak seçime gidilmiştir. Bahadır ağabey bu seçimi de kazanarak yepyeni bir kadro ile çalışmaya başlamıştır. Fakat yeni kadro özellikle SİAYSD’ın Başkan ve Yönetim kurulunun değişmesi ile yine uyumlu olarak çalışamamış, hatta bilinen sebeplerle görev süresi dolmadan olağanüstü genel kurula giderek dağılmıştır. Son seçimler de tek aday olarak başkan seçilen Bahadır Gödek ise maalesef görev süresini tamamlayamadan aramızdan ayrılmıştır.
Bütün bu yaşananları toparlarsak, son 7-8 sene içersinde, 5602 sayılı Kanun sonrası atçılığımız için başlayan yepyeni bir dönemde misyonu itibariyle aslında çok önemli görevler üstlenmesi beklenen TYASYD’in kendi iç işleri ile uğraşmak zorunda kaldığı ve atçılığımız adına hemen hemen elle tutulur hiçbir proje üretme fırsatı bile bulamadan varlığını sürdürmeye çalıştığına şahit olunmuştur. Bu durağanlık ve kargaşa ortamı şüphesiz derneğin itibarını zedelemiştir.
Bilindiği gibi, bugüne kadar yıllardır TYASYD’in Başkan ve/veya II. Başkanın TJK asli üyesi olması ve TJK asli üyeleri arasında da at sahibi ve yetiştirici bulunması sebebiyle TJK’nın tüm atçıları temsil ettiği düşünülmüş ve kabul görmüştür. İki derneğin kurulma amaçları ve faaliyet alanları önemli ölçüde benzer olsa da, misyon ve vizyonlarının farklı olduğu bilinmektedir. TJK Bakanlık adına atçılığa hizmet verirken, yani derneğin üyesi at sahipleri TJK’nın müşterisi konumundadır. Derneğimizin her sıkıntıda başvuracağı ilk mercidir. Her iki derneğin uyumlu ve atçılığın bekası için çalışması ise izahtan varestedir.
Dolayısıyla, dernek atçının temsilcisi olarak alınan hizmet karşılığında hak ve hukukunu korumakla mükelleftir. Dernek üst kademe yöneticilerinin TJK Yönetim Kurulunda görev almaları halinde dernekteki görevlerinden belirli bir dönemde olsa bile feragat etmeleri en sağlıklı davranıştır. Hizmet veren ve alan kurumların yöneticilerinin kendi çatıları altında kendi misyon ve görevlerini ön plana çıkararak çalışması atçılığın gelişmesi ve hizmet kalitesinin artmasını sağlayacaktır. TJK 60 yılı aşkın süredir yasaların kendisine verdiği görevleri profesyonel kadrosu ile birlikte geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de başarı ile sürdürecektir. Dernek de tüzüğünde belirtilen işleri yaparak atçıya hizmete en üst düzeyde devam etmelidir. Ancak son 30 yıllık döneme bakarsak, atçılığın en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan TYASYD’nin bir türlü kendisinden beklenen şeffaf, kurumsal ve modern bir çalışma düzenine geçemediğini görebiliyoruz. Bu dönemde yapılan olağan ve olağanüstü kongreler, maalesef bu büyüklükteki bir derneğe yakışmayacak şekilde tamamlanmıştır. Ancak “kol kırılır yen içinde kalır” düşüncesi ile son kongre hariç, hiçbir kongre de yaşanan usul hataları, yasa ve mevzuatlara göre sıkıntılar yaratacak hususlar itilaf konusu yapılmamış ve dernek yıllarca kendine özgü bir sistem ve usulle ibra olmuştur. Özellikle mali açıdan devamlı tartışma konusu olan söz konusu yönetim biçimi ve üslubu ise bir türlü değiştirilememiştir.
Oysa, sivil toplum kuruluşları ya da sivil toplum örgütleri, resmi kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. Sivil toplum örgütleri oda sendika, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterir. Vakıf ve dernekler topluma yararlı bir hizmet geliştirmek için kurulmuş yasal topluluklardır ve herkese yardım etmek için kurulmuşlardır. Bu tariften yola çıktığımızda TYASYD atçıya vereceği hizmetler için oluşturmuş olduğu özel fon ve iktisadi işletme faaliyetleri ile bir bakıma profesyonel yönetilme ihtiyaç gösteren bir kuruluş haline gelmiştir. Bu tür derneklerde göreve talip olmak son derece özveri isteyen bir iştir. Ancak sadece özveri yetmemektedir. Derneğin yaşaması için gelir kaynaklarının arttırılması projeleri oluşturmak, üyeler arasında dayanışma ve fikir alışverişi yapma faaliyetleri ve en önemlisi atçının ihtiyacı olan hizmetleri üstlenme ve yerine getirme çalışmalarının belli bir kurumsal düzen içersinde yapılması gerektiği aşikârdır. Bu bakımdan derneğin yeniden yapılanma ihtiyacı olduğu herkesçe bilinmektedir.

“Atçılık camiasına hizmet etmek herkese nasip olmalıdır”

Benim sicil numaram 1120 bayağı eski bir numara. Derneğe resmi olarak 1990’da üye olmuşum. Rahmetli babamın 214, dayım Prof.Dr.Raif Durak’ın 315. Kendisi halen en yaşlı üyelerimizden biri olarak atçılığa devam etmektedir. 15-20 değerli atçıyla birlikte derneğimizin ve TJK tarihi ile nerdeyse eşit bir sürede has bel kaderde olsa atçılık yapmaya ve camianın bir ferdi olmaya çalışıyoruz. Ben şahsen 53.yılımı idrak etmekteyim. Tabiri caizse ben buraya kısa pantolon ile geldim. 50 yılı – yarım asrı aşkın dile kolay bir süre nerdeyse bir insan ömrüne yakın. Bu arada malumunuz üzere 8 yıl TJK Genel Müdürlüğü yapma şansı ve gururunu yaşadım. TJK eski Başkanı Sn.Behçet Homurlu Bey’in ifade ettiği gibi “Atçılık camiasına hizmet etmek herkese nasip olmalıdır.”Bu şerefe nail olduğum için kendimi şanslı ve mutlu addediyorum.
TJK ve derneğimiz yıllarca atçılığa gönül vermiş gerçekten bu camianın bugünlere gelmesine büyük emekler vermiş ağabeylerimiz ve dostlarımız tarafından yönetildi ve yönetiliyor. Belirli bir sürede olsa onlarla bire bir birlikte çalışmak bana da nasip oldu. Profesyonel olarak çalıştığım dönem içersinde atçılık ve mesleki profesyonel birikimlerim ve onlardan aldığım feyiz ile Türk atçılığına şerefimle ve namusumla en iyi şekilde hizmet etmeye çalıştım. Bu devrede çıkarılan kanunlar, yapılan çok önemli yatırımlar, alınan kararlar ve günümüz şartlarına uyum olabilecek şekilde kurulan çalışma düzeni atçılığımızın bugünlere gelmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Kanun hemen öncesi dönemde, yüksek kesinti oranları sebebiyle adeta yok olma tehdidi altında olan sektörümüz, TJK gelirinde özellikle önceki döneme göre % 50’ye varan bir gelir artışı sağlayan ve “Can Suyu” olarak nitelendirilen 5602 sayılı Kanunla yepyeni bir döneme bayrak açmıştır. Söz konusu yasalardaki mali ve idari önemli koşulların iyileştirilmesi sayesinde atçılık sektörünün fonlanmasında ciddi bir katkı sağlanmıştır. 5602 sayılı Kanunun hazırlanmasında başından sonuna kadar çalışarak Kanunun en ince detayına kadar emeğim vardır. TJK ve dolayısıyla atçılığa hatırı sayılı bir maddi olanak sağlanmasına katkıda bulunmak ve bir bürokrat olarak bana verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek ve yatırımlarla dolu bir dönemin bir parçası olmak benim için hakikaten çok gurur verici durumdur. Bu çalışmalar sırasında şahsıma ve ekibime Devletin en önemli kurumları tarafından gösterilen saygı ve güven de ayrı bir gurur vesilesidir. Devletin o dönemde teknokratlar olarak bana ve ekibime duyduğu güven ve itimat atçılığımızın bir bakıma geleceği için alınan hayati kararlarda çok müspet roller oynamıştır.
Özellikle Devletin “Özelleştirme” niyetinin çok ciddi biçimde deklare edildiği bu kritik dönemde atçılığı bilen ve devlet kurumlarının çalışma düzenine ve jargonuna hâkim kişilerin atçılık derneklerinde yönetim kademelerinde çalışmasının sağlayacağı faydalar sanırım hepimizin malumudur. Dolayısıyla bundan sonraki dönemlerde yönetim kadrolarında görev almasını istediğimiz arkadaşlarımız konusunda seçici olmak mecburiyeti vardır. Dernek özerk ve kendi ayakları üzerinde dim-dik durabilen, at sahibi ve yetiştiricisi ile bütünleşmiş, kurumsallaşmış, şeffaf ve saygın bir kurum haline gelerek, karar mekanizmaları içersinde resmi olarak yer almayı ısrarla talep etmelidir. Derneğimizde yönetime talip olanların bugünkü statükonun ve yasal mevzuatın derneğin karar mekanizması içersinde aktif olarak yer almasını imkan vermediğini bilmemelerine imkân yoktur. YKK içersine bir üyesinin alınması camiada katılımcılık açısından da pozitif bir yaklaşım olarak algılanacaktır. Takdir edersiniz ki, koskoca TYASYD’nin saygınlığı ve işlevi kişisel değil kurumsal gerekçelere bağlı olmalıdır. Ancak ürettiği projeler ve yaptığı uygulamalar sayesinde “Ortak Akıl” mekanizması içersine alınarak sözüne ve gücüne güvenilen bir sivil toplum kuruluşu olunabilir. TYASYD bundan böyle ortak akıl mekanizması içersinde yer almasını sağlayacak iradenin Bakanlığımız nezrinde oluşturulması şarttır. Atçılıkla ilgili verilecek kararların arkasından koşarak kaderine razı olmak yerine karar mekanizmasının bir parçası olmak atçının hakkıdır. Bu konuda gerekirse mevcut mevzuatta da değişikliğe gidilmesi resmen talep edilmelidir.

“At satışları mutlaka dünyadaki örneklerine benzer şekilde kurumsallaştırılmalıdır”

Son yıllarda her ne kadar at satışlarının desteklenmesi için at yarışları yönetmeliğinde yapılan değişikler devreye alınmış olsa da, at satışları mutlaka dünyadaki örneklerine benzer şekilde kurumsallaştırılmalıdır. Dünya atçılığında benzerleri gibi bu işe odaklanmış bir kuruluşun modern yönetim anlayışı ile sektörün önünü açabileceği bilinmektedir. Diğer taraftan, at sahibi olmayı kolaylaştıran ve özendiren tedbirler mutlaka alınmalıdır. Bu sektörün gelişmesi ve geleceği için at sahibi ve yetiştirici olmaktaki bütün sıkıntılar ortadan kaldırılmalıdır. Bu konuda projeler üretilmesi açısından TYASYD’de büyük görevler düşmektedir. Dernek artık tekrardan “At Sahibi” belgesi verme yetkisini alma statüsüne kavuşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yeni at sahipleri beraberinde yeni yarış severleri de getirmektedir. At sahibi belgesini bile kendi inisiyatifi ile veremeyen bir derneğin at sahiplerinin hak ve hukukunu koruması ve onları gerektiği gibi temsil etmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. At sahibi olma ile ilgili mevzuatın günümüz koşulları ve hukuk ana prensipleri doğrultusunda tekrardan yorumlanması gerekmektedir. Gerekirse bu hususta yasal değişikliğinde yapılması şarttır. Bu hakkın neden derneğimizden alındığını gerçekçi biçimde sorgulamamız, yapılan hataları ortadan kaldırmamız şarttır. İtibar gidip bir makamdan talep edilen veya raftan satın alınan bir olgu değildir. İtibar yapılanların neticesinde oluşan bir takdir ölçüsüdür.
Tüzük acilen günümüz koşullarına uygun bir biçimde revize edilmelidir. Kurumsallığı hedefleyen, şeffaf ve demokratik bir yönetime olanak veren ve atçılar arasında iletişim ve bilgi paylaşımını attırarak sürekli gelişimi sağlayan çağımıza uygun bir çalışma protokolüne ihtiyacımız vardır. Profesyonel kadronun imkanlar dahilinde atçılık ve yöneticilik bilgisi olan kişilerle takviye edilmesi şarttır. Uluslararası ilişkileri yürütebilecek, atçılıkla ilgili projeleri ortaya koyabilecek ve bunları takip edebilecek lisan bilen kişilere ihtiyaç vardır. Sürekli şikâyet yerine projeler üretilerek bunların gerçekleştirilmesini sağlamak atçılığın bekası için katkıda bulunma zamanı çoktan gelmiştir.
Bahadır ağabeyinin ani vefatı ile oluşan boşluk belirli bir süre toparlanmayı geciktirebilirse de, ona en büyük saygı bu derneği daha ilerlere götürerek sağlanabilecektir. Sektörümüzle ilgili olarak özelleştirmenin kapıda olduğu bu hayati dönemde atçılığımızın buna çok ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Yaşadığımız bu şoku kısa sürede atlatarak ve tek bir yürek olarak hakikaten atçılığımıza yakışır bir sivil toplum kuruluşu olduğumuzu gösterelim kamuoyuna.

Turgay Kop

(15 Temmuz 2014 Salı günkü 1061 sayılı Yarış  Dünyası Dergisi’nden alınmıştır)

Benzer Haberler
“Sivil toplum kuruluşu” için 1 Yorum
  1.   İsim Soyisim : yücel köylü 25-07-2014

    tesadüfen yazını okudum çok güzel şeyler yazmışsında.rahmetli baban bile yücel bey dediği zaman ağzından 2 defa yücel bey çıkardı.dayın çok kıymetli bir şahsiyet çokta iyi muhabbetlerimiz olurdu sadece at değil basketten bile konuşurduk.genel müdür olunca sadece tebrik etmek için 10 defaya yakın aradım sadece kendisi toplantıda lafından başka bir cevap alamadım.kişiler bir yerlere gelincekimseyi tanımıyor istekleri olacak zannediyor.benimde ömrüm hipodromlarda geçti 50 seneyi geçtim.yaş 70 oldu şimdiye kadar kimseden hiçbir isteğim olmadı olmazda sadece hakkım neyse onu talep ederim hemde sonunu kadar…bunun bilinmesini istedim.eğer derneğe talip olursan yinede bazı şeyleri değişik düşüneceğini tahmin eder yinede başarılar dilerim….

    Yorumu Cevapla   veya   Yeni Yorum Yaz

Yorum yapın