At Yarışı Haber Sitesi | At Yarışları Video | Galoplar | Ganyan Bilgileri

at yarışı facebook at yarışı twitter at yarışı vimeo rss at yarışı Reklamlarınız için : info@liderform.com.tr

Yine özelleştirme

10 Eylül 2014 / 14:16   |   565 Okundu   YAZDIR
Yine özelleştirme

Atçılık camiası geçtiğimiz haftaya yine “Özelleştirme” haberleri ile başladı. Özellikle iktidar partisine yakın olarak bilinen yazılı ve görsel basında yer alan resmi demeçler, sosyal medyada da konu edildi. Bu konuda defalarca yazdım ama söz konusu gelişmeleri gördükçe bazı şeyleri tekrar etmekte fayda görüyorum. İlk önce bazı tespitlerle başlayalım. Haberleri okuduğumuzda veya duyduğumuzda hep aynı şeyi hissediyoruz. En yetkili ağızlar bile zaman zaman sektör ile ilgili algıyı yanıltacak veya sektöre zarar verebilecek demeçler verebiliyor. TJK ne yaparsa yapsın kamuoyunda atçılığın idaresi ile algı çok fazla değişmiyor ne yazık ki. Bugün yıllardır bu işlerin içinde olanlar bile bu tür mevzuları eksik veya hatalı bir biçimde yorumlayarak ve hatalı kelimeler kullanarak kamuoyu ile paylaşıyorlar. Bence, en önemli eksiklik yetkili ve bilgili kişilerin çıkıp gerçekleri ve gelişmeleri tam olarak anlatmamalarından kaynaklanıyor. Neden anlatılamıyor? Tabii ki bu da önemli bir ayrıntı. Atçılık için bu kadar hayati bir mevzunun atçılık camiası ile paylaşılmamasının getirisi ve götürüsünü defalarca yazdım. Şüphesiz, at yarışı otoritesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının en yetkili merci olması, devlet alışkanlık ve usulleri gibi sebepler bu durumun oluşmasında en büyük etken. Bürokratlar da pozisyonları itibariyle çok da fazla şeffaf olamıyorlar. Neticede meydan dezenformasyonlara kalıyor.
Şimdi, “Özelleştirme” ile ilgili bazı hatırlanması ve unutulmaması gereken hususları tekrarlayıp, her şeyden önce şunu ifade edelim: Mesele TJK’nın özelleştirilmesi değil, mesele Devletin “Kumar !!” işinden çıkması da değildir. Maliye ve Ekonomi Bakanlıkları görüşleri doğrultusunda “Şans Oyunları Sektörü”nde yapılması planlanan özelleştirmedeki en önemli murat, hali hazırda işletmeci statüsündeki Devlet kurumlarının asli görevlerine dönerek, daha ziyade faaliyetleri izleyen ve denetleyen teşkilatlar haline getirilmesidir. Özelleştirme neticesinde şans oyunları düzenleme yetkileri lisans hakları özel müteşebbislere satılarak, devlete gerek lisans ücreti ve gerekse vergiler ve kamu payı ile kaynak yaratılması hedeflenmiştir. Devlet yine “Kamu Payı” ve vergiler şeklinde parasını alacak ama bu sefer kendisi yani kurumları fiilen işletmecilik yapmayacak ve işleri yönetmeyecekler. Denetleme ve kurallar ise aynen devam edecektir. Eğer yeni bir anlayış ve düzenleme gelmezse, müşterek bahislerden hala dünya rekoru % 50 kesinti ve vergiler, at yetiştiriciliği ve ticaretindeki haksız rekabet veya rekabeti bozan mevcut kuralların da aynen devam edeceği anlaşılmaktadır. Özetle;

1. Devlet “Şans Oyunları” sektöründe artık sadece faaliyetleri izleyici ve denetleyici pozisyonunda olmak istiyor. İşletmeciliği özel sektöre devredecek.
2. Lisans 10 yıl süre ile verilecek.
3. Devlet bu operasyondan ciddi bir gelir bekliyor.
4. Devlet operasyon sonrası da halihazır gelirlerini garanti altına almış olacak.
5. Bütün bunları yapmak için mevcut yasal düzenlemelerin de yenilenmesi ve/veya yeni yasalar çıkarılması gerekiyor.
6. Bütün bu operasyonları Devletin kurum ve kuruluşları mevcut ve çıkarılacak yasalara uygun biçimde yapacaktır.

“At yarışları ile ilgili özelleştirme modeli Milli Piyango ve Spor-Toto özelleştirme modellerinden farklı bir içeriğe sahip olacaktır”

Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen Milli Piyango özelleştirmesi yukarıda belirttiğim esasları tamamıyla kapsamaktadır. Bundan sonrası içinde aynı yol takip edilecektir. 2007 yılında meriyete giren ve at yarışlarını da kapsayan 5602 sayılı “Şans Oyunları Hâsılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun” bu operasyonun en önemli yasal düzenlemelerinden birisidir. İhale şartnameleri bu kanun esas alınarak hazırlanmaktadır. Özelleştirmenin yapılabilmesi için lisans satış yetkisinin de asli görevi bu olan “Özelleştirme İdaresi Başkanlığına” devredilmesi gerekmektedir. Ayrıca lisans alan yüklenicilerin denetlenmesi ve bu tür işlerin takibi için “Şans Oyunları Üst Kurulu” gibi bir birim kurulması yıllardır bilinen niyettir. Nitekim, son olarak iktidar partisi milletvekillerinin at yarışları ile ilgili olarak TBMM’ye sundukları ancak Sayın Bakanımız tarafından geri çektirilen kanun maddesi teklifinde de yer aldığı üzere, at yarışlarının özelleştirilmesinde de aynı esaslar geçerlidir. Müşterek bahis düzenlemeye ilişkin lisansının özel müteşebbislere satılması ve lisansı alan şirkete aynı zamanda yarışların yapıldığı taşınmazların kullanım haklarının bedelsiz olarak devredilmesi öngörülmüştür.
At yarışlarının özelleştirmesindeki en önemli amaç kamu haklarının takibini görevi salt olarak bu olan ve bu operasyonlarda kamuyu temsil eden bir Bakanlığa veya teşkilata verilerek halihazırda şans oyunları düzenleme yetkilerine sahip Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yetki ve misyonunu değiştirmektir. Devredilmesi düşünülen lisans sadece at yarışları üzerine yurt içi ve yurt dışından Müşterek Bahis kabulü hak ve yetkisinin devri ile ilgili kalmamakta, bu lisansı alan yükleniciye aynı zamanda at yarışlarının düzenlenmesi yetkisi de devredilmek ve hipodromların bila bedel kullandırılması istenmektedir. Dolayısıyla, at yarışları ile ilgili özelleştirme modeli Milli Piyango ve Spor-Toto özelleştirme modellerinden farklı bir içeriğe sahip olacaktır. Bu örneklere bakınca en yakın model; Milli Piyangoda olduğu gibi “At yarışları üzerine Müşterek Bahis Düzenleme ve at yarışları düzenleme Lisans haklarının” özel müteşebbislere, “hasılattan pay” verilmek suretiyle, belirli bir süre için verilmesi olarak görülmektedir.
At yarışlarının özelleştirmesinin, kamuoyunda yarış müessesi TJK’nın özelleştirilmesi gibi algılanması eksik bilgiden kaynaklanmaktadır. Kanunlara göre yarış otoritesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile 20’şer yıllık sözleşmelerle at yarışlarını yöneten TJK ile sözleşmenin iki kez 6 aylık sürelerle uzatılmış olmasının TJK tüzel kişiliği ile bir alakası yoktur. Zaten, tek taraflı fesih maddesi ihtiva eden bir sözleşmenin 6 aylık veya 20 yıllık olmasının özelleştirme sürecine ve normal çalışma düzenin devamına da bir engeli yoktur. Devlet yasalardaki haklarını kullanarak veya değiştirerek ve kurumlarını devreye sokarak istediği değişiklikleri istediği zaman yapabilir. Neticede, her şeyden önce at yarışları ve yetiştiricilik faaliyetleri kesintisiz olarak devam etmek mecburiyetindedir. Atçılık sektörünün en önemli 2 kurumu Bakanlığımız ve TJK’nın Kanunlarla ve yasal mevzuatlarla belirlenmiş mükellefiyetleri ve görevleri de yeni yasal oluşuma kadar aynen devam etmek zorundadır. Ancak atçının son gelişmeler ışığında Bakanlığımız ve/veya TJK tarafından atçının kendisini güvende hissetmesini sağlayacak bir deklarasyonun yayınlanması beklemesi hakkıdır.
Bu vesile ile şunu da unutmamak gerekmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi at yarışları bu işten nasibini almış, özel sektör müteşebbislerinin kurmuş olduğu kurumlar ve kuruluşlar tarafından yönetilmekte veya bu kuruluşlar en azından mutlaka yönetim oluşumları içersinde yer almaktadırlar. At yarışı işletmeciliği kendisine özgü ve diğer sektörlerden farklı dinamikleri olan bir konudur. Yetiştiricilik ve yarış programcılığı söz konusu işletmeciliğin bölünmez parçalarıdır. Yani olay sadece hipodromları yönetmekten ibaret değildir. Bu bakımdan 64 yıllık bir geçmişe ve tecrübeye sahip, Türk atçılığının bu seviyelere gelmesinde en önemli paydaşlardan birisi olan TJK, eğer gerekirse, yepyeni bir tüzel kişilikle mutlak yeni oluşum içerisinde de aktif ve yetkin bir biçimde yer almalıdır. At sahipleri ve yetiştiriciler zaten özel sektör mantığı ve usulleri ile bu işin en önemli paydaşlarıdır.
At yarışlarında “Müşterek Bahislerin” özelleştirilmesi ve lisans hakkının MP olduğu gibi 10 yıl süre ile devredilmesi işin en kolay tarafı olarak önümüzde dururken, at yarışları işletmeciliğinin ise lisans sahibine verilmek istenmesi çok daha detaylı bir çalışma ile karar verilebilecek konudur. At yarışı işletmeciliği ciddi tecrübe isteyen bir iştir. Bu konudaki liyakatı belirlemek de sanıldığı kadar kolay değildir. Sanıyorum özelleştirme sürecini işin bu tarafı uzatacaktır. Bilindiği gibi, TJK bugün dünyanın en gelişmiş ve modern müşterek bahis işletim sistemine sahiptir. Dünya bahis sektörü ile de entegre olabilen sistem için en azından acilen yeniden bir teknoloji değişikliği gerekmemektedir.
Bu ahvalde, TJK ve/veya dernekler, özelleştirme sürecinde ihaleye girebilmek için meri Kanunlara uygun olarak oluşturdukları tüzel kişilikleri ile pey sürerek işletmeciliğe talip olabileceklerdir. Diğer bir alternatif ise, bu işe talip olan yerli veya yabancı şirket veya şirketlerle “Stratejik Ortaklık” yapılmasıdır. Bildiğim kadarıyla, TJK benzer hazırlıklarını yapmaktadır. Bu bakımdan atçılık derneklerinin yönetim kadrolarının Devlet ve özel sektör ile iletişim kurabilecek atçılık ve yöneticilik konusunda tecrübe ve donanımlı kişilerden seçilmesi atçılığımız için çok önemli ve hayati hususlarından birisidir. Artık dernekte koltuk kapma yarışının sonlandırılması ve tüm atçıyı kucaklayan ve hayati işleri idare edebilecek yönetim kadrolarının oluşturulması şarttır. Ancak hala aynı tas aynı hamam devam eden faaliyetlerle, “Sivil Toplum Kuruluşu” pozisyonundaki derneklerimizin atçılığın geleceği ile ilgili çalışmalarda sadece seyirci pozisyonunda faaliyetleri sürdürmesi ve katılımcılık konusunda yeterli çalışmaları yapmaması üzüntü vericidir. Her yıl yapılan Çalıştay’lardan bile vazgeçilmiştir. Zaten, atçının ve atçılığın beklediği bir sürü yeni yatırım ve uygulama tartışılması ve gerçekleştirilmesi gerekirken sektörün çaresiz beklemesi kadar atçılığa zarar veren bir durum olamaz. En kötü ortam belirsizlik ve güvensizlik ortamıdır. Atçılığın geleceğini de tartışabileceğimiz günler de gelecektir inşallah.

Turgay Kop

(2 Eylül 2014 Salı günkü 1068 sayılı Yarış Dünyası Dergisi‘nden alınmıştır)

Benzer Haberler

Yorum yapın